ÇALIŞMAK: ÖZGÜRLÜK VE ESARET ARASINDA BİR SIRAT KÖPRÜSÜ


Çalışma, maddi ve manevi getirileri olan bir aktivite. Sadece bir ücret karşılığı yaptığımız işleri kapsamıyor. Bir müzik aleti çalmak, yemek/temizlik yapmak, sanat eseri üretmek, spor yapmak, bir problemi çözmek için düşünmek de çalışma. Peki bize para getirmese bile biz niçin çalışıyoruz?


Çalışmanın manevi getirileri hem bireysel hem de toplumsal. Çalıştığımız zaman ya kaslarımız çalışır ya da zihnimiz. Bazen ikisi de. Bu da sağlıklı olmayı getirir. İnsan boşta kaldığı zaman fiziksel ve düşünsel olarak hantallaşır, bozucu faaliyetlere yönelir. Çalışmıyorsak insanların arasını bozacak faaliyetlere daha çok zaman harcarız. Bunu yapmıyorsak kendimizle uğraşırız. Geçmişte yaptığımız ya da yapamadığımız şeylere takılırız. Bu da psikolojik olarak bizi tüketir. O nedenle çalışma bizim psikolojik sorunlardan özgürleşmemizi sağlar. Fiziksel olarak çalıştığımızda ise bedenimiz “İşleyen demir ışıldar” misali canlanır ve sağlıksız bir bedenden özgürleşiriz.


Bunlarla beraber insan ürettikçe kendini gerçekleştirmeye başlar. Kendini gerçekleştirmeyen insan, kendine yabancıdır. Üreten insan ürettikçe kendini bulur. Bu da manevi doyuma ulaşmasını sağladığı gibi çevresini de yükseltir. Kendini gerçekleştiren insan topluma zarar veren şiddet davranışlarına bulaşmaz, bunlardan özgürleşir. Böylece topluma da fayda sağlar.


Çalıştığımızda maddi gelir elde etmek bizi aile ve eşe bağımlılıktan özgürleştirir. Kazandığımız parayı kendi gelişmemiz için harcayabilirsek bu para bizi daha da özgürleştirecek yeni yollar açar. Bir ev hanımı için bu böyle olmayabilir. Dayatılan işleri yapmak insanı kendinden uzaklaştırır. Bu da çalışmamak kadar büyük sorunlar yaratabilir. Ayrıca çalışma iş yerinde formel bir şekilde olduğunda insanlar çeşitli yasalarla iş yerine bağımlı kılınır. Şartlar giderek kötüleşirken de sesini çıkaramaz olur. Çalışma saatleri uzar, sosyal haklar kısıtlanır, hakları ellerinden alınır, işten çıkarmalar kolaylaşır, sosyal tabakalarda aşağı doğru yer değiştirmeye başlanır. Kazanılan para ancak temel ihtiyaçları karşılar hale gelir. Çocuklara bakacak vakit yoktur, sağlık sorunlarına rağmen işe gidilmelidir. İşte o zaman artık çalışmak özgürleştirmez. Artık çalışmak öldürmeye başlar.


Nazi Toplama Kamplarının kapılarının üzerinde “Çalışmak Özgürleştirir” yazar. Busehenwald toplama kampından bir tanıklık şunu söylüyor: “Çalışmak bitiricidir, bizim için saçma bir ifade ama yıpratır ve SS’ler bizim çalışırken ölmemizi isterler, bu yüzden kendimizi fazla harcamamamız gerekir... SS’ler yemeden içmeden çalışırken öleceğimize inanırlar. SS’ler bizi yorgunlukla, yani zamanla avlayacaklarına inanırlar…”

Yani çalışma, öldürmeye, zaman içinde insanı bir posa gibi atmaya da yarayabilir. Çalışma; insanları özgürleştirmek için de esaret altına alıp tüketmek için de kullanılabilir. Ben ne olursa olsun insanın daima çalışmasından yanayım. Toplumdaki pek çok sorunun çözümü çalışmada gizlidir. İnsanların hepsinin bir şekilde ürettiği ama maddi ya da manevi olarak karşılığını mutlaka aldığı bir çalışmanın.

-Filiz Çullu Aspirin